DOLAR
43,14
EURO
50,56
STERLİN
58,26
GRAM
6.213,85
ÇEYREK
10.205,14
YARIM ALTIN
20.311,18
CUMHURİYET ALTINI
40.494,13

Dün gece vakarlı Müslümanlar mumla arandı.

Batı medeniyetinin sembol günlerinden biri haline getirilen, Miladi takvime göre yılbaşı kabul edilen 31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan gece; İslâm dünyasında ve özellikle de İslâm dünyasının kalesi olarak gördüğümüz kendi ülkemizde neler yaşandı neler… Utandık. 

Konya'da bile…

Ak Yokuş'a çıkıp yeni yılı bekleyen yüzlerce araç, binlerce insan…
Lüks otelleri, restoranları ve eğlence mekânlarını dolduran kalabalıklar…
Çeşitli noktalarda düzenlenen havai fişek gösterileriyle çılgınca yeni yıla girmek isteyenler…
Geri sayarak saati 12.00'ye tamamlayanlar…

Hangisini sayalım?

Bir de işin öbür tarafı var.
Geceyi Mekke'nin fethini (Mekke'nin fethi de bu gün değil maalesef, 11 Ocak)  kutlayarak karşılayanlar,
Sabahını Gazze için, İsrail zulmünü protesto ederek açanlar…
Sanki diğer gün ve gecelere kıran girdi de biz bu tür etkinlikler için miladi yılbaşını bekliyoruz. 
Haftalık bayram günümüz Cuma, ne güne duruyor? 

Hangi birini yazayım. 

Kur'an-ı Kerim'de bazı ayetler vardır; sonu hep aynı soruyla biter:
"Hâlâ akletmez misiniz?”

Evet, gerçekten de bir akıl ve mantık tutulmasıyla karşı karşıyayız.

Neresinden bakarsanız bakın, yapılanların mantıklı bir gerekçesini bulmak mümkün değil. Hz. İsa'nın doğum günü olduğu iddiasıyla kutlama yapanlar, Hz. İsa'nın haram saydığı fiillerle bu günü karşılıyor. Üstelik bilinen bir gerçeği de göz ardı ediyorlar: Hz. İsa'nın doğum günü 31 Aralık değil. Kahır ekseriyet Hristiyanlar bu tarihi ya 25 Aralık ya da 6 Ocak olarak kabul eder.

Kaldı ki mesele sadece bir doğum günü de değil. 

Bir takvim yılının başlangıcı olarak ele alacak olursak;
Hicrî takvime göre yılbaşı ayrı bir tarihtir,
Rumi takvime göre ayrıdır,
Çin takvimine göre bambaşkadır.

Yani her milletin kabul ettiği takvimde yılbaşları farklı tarihlere denk gelir. Ancak dikkat çekici olan şudur: Diğer takvimlerin yılbaşlarında böyle çılgınlıklar, böyle taşkınlıklar yaşanmaz. Böyle haramlar işlenmez. 

Hadi onu da geçelim. İnsan bir yıl yaşlandı diye kutlama yapar mı, ya hu? 

Daha başka mantık hatalarından bazılarını da ekleyeyim. 

"Yeni yılınız hayırlı olsun.
Yeni yıl mutluluk huzur getirsin.
Yeni yıl hayra, güzelliklere vesile olsun. "
…ve benzeri mesajlarla yeni yıla farklı anlamlar yükleyenlere, haşa yen yılı ilahlaştıranlara ne demeli?

Müslümanlar, ne yaptığımızı bilmiyoruz bari ne yazdığımızı bilelim. Çok önemli… İmani bir mesele…


Peki biz, yeni yılı sadece "yeni bir takvim yılı” olarak kabul etsek bile, neden içkinin gırla aktığı, her türlü haramın işlendiği, rezaletin boy gösterdiği etkinliklerle bu geceyi kutluyoruz? Bunun izahı nedir?

Başka dinleri ve inançları bir tarafa bırakalım.
Müslüman bunu hangi mantıkla yapar?

Bir başka kesim de "biz de boş durmayalım” anlayışıyla ortaya çıkıyor.
Yıl muhasebesi yapalım,
İbadet edelim,
Sabah namazında camide buluşalım,
İsrail'i protesto edelim…

Bunların hepsi yapılabilir. Hatta yapılmalıdır da.
Ama soru şudur: Bunları yapmak için neden başkalarının rezalete dönüştürdüğü bir geceyi veya sabahını seçiyoruz? Bir gün önce yapsak olmaz mı? Bir gün sonra yapsak eksik mi kalır?

İşte asıl problem burada başlıyor.

Müslümanlar ciddi bir kimlik arayışı içindedir. Dünkü yazımda da ifade ettiğim gibi gibi, Müslümanlar adeta kıblelerini kaybetme noktasına sürüklenmektedir.

Allah bize hidayet etsin.
Allah bizi akledenlerden eylesin.

Yazarın Diğer Yazıları